No Game No Life - Cilt 9
ATLANMIŞ BAŞLANGIÇ
Pekâlâ, bir özet geçme vakti geldi. “Bu da nereden çıktı şimdi?” diyerek itiraz edebilirsiniz. Maalesef, itirazınız reddedildi. Hikâyelerin her zaman özete ihtiyacı vardır. Her yükleme ekranında sizi sinir bozucu bir özetle baş başa bırakan şu "Yılın Oyunu" ödüllü oyunlara bir bakın hele. Umarım bu, en azından bir adet özete katlanacak havaya sokar sizi. Eğer sokmadıysa, çekinmeyin, geçiverin gitsin.
Mekânımız Disboard, bir oyun tahtası üzerindeki dünya. Tüm şiddetin On Kural ile yasaklandığı ve her şeyin oyunlarla belirlendiği bir dünya. Bu dünyaya, oyunlar dışında hiçbir şeyde becerikli olmayan Dünya’dan gelme bir ağabey ve kız kardeş adım attı.
Hayır, bu biraz fazla yetersiz bir ifade oldu. Şöyle yeniden ifade edeyim:
Hayatta çuvallama konusunda "master" yapmış, sosyal açıdan beceriksiz, eve kapanmış birer ezik olan iki kardeş; Sora ve Shiro.
Birlikte, her türlü oyunda yenilgisiz hüküm süren, iki-beden-tek-ruh bir oyuncu, onlara “ ” (Boşluk) ederler. Bunun dışında, neredeyse tamamen işe yaramazdırlar. Derken Disboard’da—özellikle de Elkia Krallığı’nda—belirdiler. Burası, son şehrine kadar geriletilmiş, yok olmanın eşiğindeki insan ırkının, yani Immanity’nin son ülkesidir. Sora ve Shiro da, "Pekâlâ, bakalım burada neler varmış..." diyerek gayet rahat bir tavırla tahtı ele geçirdiler. Ve büyü, süper güçler gibi tamamen hileli yeteneklere sahip olan "On Altı Irk"ın (Ixseed) diğer üyelerine karşı oyunlar oynamaya başladılar. Yazık ki bu ikili; Sevgi, Dostluk ve Adalet gibi sınıfın onur öğrencileriyle pek iyi anlaşamazlar. Onlar her zaman Sahtekârlık, Kurnazlık ve Düzenbazlık gibi o belalı tiplerle takılırlar.
Böylece Flügel, Werebeast, Siren ve Dhampir’leri birer birer yendiler. Sonra Old Deus’u—yani bizzat tanrıları—yendiler. Yine de bu tiplerin hiçbirini köleleştirmediler, boyunduruk altına almadılar veya onlara zulmetmediler. Aksine, onları kanatları altına aldılar. Elkia Krallığı, Elkia Birliği’ne dönüştü. Bu, tarihin ilk çok ırklı birliğiydi ve bir orman yangını gibi yayılıyordu.
Tüm bunlar birkaç ay içinde olup bitti. Bu istikrarlı yükseliş, Elkia’yı dizlerinin üzerindeyken dünyanın tepesine çıkardı. Bu da aynı zamanda, artık dünyanın en büyük tehditlerinden biri olarak görüldüğü anlamına geliyor. Ama neyse ne. İstikrar güçtür. Korkunç insanlar söz konusu olduğunda bile, hakkını teslim etmek gerekir.
…Her neyse. Belki termodinamiğin ikinci yasasını duymuşsunuzdur: Entropi artışı yasası. Bir şeylerin toplanmaktansa dağılmayı tercih ettiğini söyleyen o yasa. Hey, anlaşılması zor bir kavram değil. Bahse varım herkesin bu konuda bir deneyimi olmuştur.
Odanızın, temiz kalmaktansa neden aşırı derecede dağılmayı tercih ettiğinin o gizemli halidir bu.
Hoşlandığınız kişinin gönlünü kazanmak için debelenip dururken, tek bir yanlış seçim yapıp onu aniden kaybetmenizdir. Para kazanmak için eşek gibi çalışıp, sonra hepsini ıvır zıvıra kumar oynamanızdır. Bir oyun oynarken kazanmak için aktif olarak çabalamanız gerekir, ancak kaybetmek hiç çaba gerektirmez. Meseleyi anladınız. Temel olarak; yok etmek inşa etmekten, kaybetmek ise kazanmaktan daha kolaydır.
Şimdi, bu noktaya kadar atlayan siz sevgili okurlar: Özetten bir "spoiler"a geçiş yapmaya ne dersiniz? Sora ve Shiro’yu biliyorsunuz, değil mi? Entropi yasası onlar için de geçerli.
Her şeyi kaybediyorlar.
Evet, her şeyi. Tahtı, tam yetkili temsilci konumunu—her şeyi. Her şey o tek bir telefon aramasıyla yerle bir olmaya başlar. Hiçbir sinyalin çekmediği bir fantezi dünyasının ortasında kim bir telefon alacağını düşünebilirdi ki? Kim bir telefon alacağını düşünebilirdi ki zaten? Hiç arkadaşları varmış gibi de değildi hani. Bu yüzden telefonu ürkekçe açarlar ve işte şunu duyarlar:
“Sizinle bir görüşme talep ediyoruz, ey Immanity’nin Kralı, ey Spieler. Biz—Ex Machina’yız.”
Reactions
0 reactions0 comment
No comments yet. Be the first to comment!