『』 『』 『』
Jibril’in simülasyonunda tarihin tekerrür ettiği, ancak anlamın yitip gittiği o meşum ana gelinmişti. Jibril, Savaş sona erdiğinde Yenilenme Odası’ndaydı; bu yüzden asıl kıyameti yalnızca kulaktan dolma bilgilerle biliyordu. Fakat birkaç saat önce haritada gördükleri, o eski söylentilerle dehşet verici bir biçimde örtüşüyordu.
Flügel birlikleri neredeyse tamamen silinmiş, geriye yalnızca bir avuç savaşçı kalmıştı. Haritanın merkezinde, her an kararmaya hazır o son noktada ise sadece üç şey vardı: Avant Heim, Artosh ve kaçınılmaz son.
Başkentin yakınlarında, dumanların arasından hâlâ seçilebilen bir ordu yığını yükseliyordu: Elf ve Cüce İttifakı. Yanlarına Dragonia ve Phantasma’yı da alan bu devasa birleşik ordu, son darbeyi vurmak için bekliyordu. Periler ve Demonialar da bu kaosa dâhil olmuş; Áka Si Anse ve E-Bomb gibi kıyamet silahları stratejik bir titizlikle kullanılarak Flügel birimleri adım adım köşeye sıkıştırılmıştı.
Senaryo, ufak tefek farklar dışında tarihle kusursuz bir uyum içindeydi. Haritadaki tarih o dondurucu gerçeği fısıldıyordu: 2 AÖ, 9 Kasım. Görünüşe göre bu Savaş’ın sonu da tarihteki o aynı meşum güne denk gelecekti.
“…Mükemmel bir iş çıkardınız, efendilerim…”
Jibril, hüzünlü bir takdirle başını eğdi ve komut yazmayı bıraktı. Kalemini elinden bırakmadı; ancak bu kez bir emir değil, günlüğüne son bir not düşmek için hareket ettirdi. Ne pahasına olursa olsun kazanmak istemiş, onları en aşağılık yöntemlerle tehdit etmişti. Efendileri ise bu tehditleri sadece alaycı bir gülümsemeyle karşılamış ve doğrudan üzerine gelerek onu kendi sahasında mağlup etmişlerdi.
Jibril, büyük bir memnuniyetle günlüğüne o tarihi gerçeği kazıdı: Savaş’ı sona erdirenlerin nihayetinde Imanity olduğunu. Efendilerinde gördüğü o imkansız ihtimal, o cılız umut haritada bir gerçeğe dönüşmüştü. Artık bunu kendi gözleriyle görmüş ve kayda geçirmişti. Peki, gerçekten de pişman olunacak bir şey kalmamış mıydı?
“…………Gerçekten de son ana kadar…”
Jibril, isteksizce de olsa acı bir farkındalığa ulaştı. Evet, efendileri kazanmış, o ise kaybetmişti. Ama bu durum, bu simülasyondaki savaşı bitirmeye yetmeyecekti. Bir şeyi, en hayati parçayı gözden kaçırdığını hissetti. Son umudunu bile tam olarak kağıda dökememenin verdiği o derin tiksintiyle başını kaldırıp tavanı süzdü.
“…Efendilerim, dünya… sahiden nasıl değişti?”
Geçmişin kanlı döngüsünden ders almadan kendi yok oluşuna yürüyen Jibril, geleceği ilmek ilmek dokuyan o iki dahiye son sorusunu yöneltti. Ancak cevap olarak duyduğu tek şey, sessizliğin içinden yükselen o tanıdık ve sinir bozucu kahkahalardı.
Reactions
0 reactions0 comment
No comments yet. Be the first to comment!