No Game No Life
No Game No Life
C1Bölüm 00-2

“…Aa… ölüyorum… aa, şimdi gerçekten öldüm… Hey küçük kardeşim, acele et, rez, rez*~!”
Zuzu… Bu imkânsız… Fareyi kontrol etmek için ayaklarımı kullanma…”
“Ne olursa olsun acele et, küçük kardeşim. Ya da şöyle mi demeliyim… benim sinsi küçük kardeşim. Üç gündür hiçbir şey yememiş olmama rağmen sen orada hazır noodle mı yiyorsun? Bununla beraber, öylece savaşıyorsun.”

“Nii (abi), sen de yemek istiyor musun…? Calorie Mate* gibi bir şey… ya da başka bir şey…”
“Ah, şu soyluların yediği şey*. Ölürüm de onu yemem. Onu boş ver, acele et de beni rez’le!”
“…Zuzuzu… tamam.”
“Oh! Teşekkür ederim~… Bu arada, saat kaç oldu?”
“Bir bakalım… Akşam sekiz.”
“Sabah sekizini ‘gece’ diye açıklamak, ne kadar da yenilikçi bir yol. Peki bugün günlerden ne?”
“…Kim bilir? Bekle bir dakika… bir, iki… dört kutu hazır noodle… o hâlde bugün dördüncü gün?”
“Bekle bir dakika, küçük kardeşim. Tüm gece oyun oynarken ne kadar zaman geçtiğini kastetmedim. Benim kastettiğim, tarih ne?”
“Bunun bir önemi var mı… Bir NEET olan nii (abim) için?”
“Tabii ki önemli! Online yarışmalar veya turnuvalar olabilir!”

—Bu, internet oyunları oynayan belirli bir erkek ve kızın kendi aralarındaki muhabbetti.
Odanın içinde konuşurken göz göze bile gelmiyorlardı.

Odanın büyüklüğü yaklaşık on altı tatami hasırı kadardı. Oldukça geniş görünüyordu ama içerisi oyun konsollarıyla öylesine doluydu ki, neredeyse nefes alınacak yer kalmamıştı. Dört farklı konsol, ikisinin de kullanabilmesi için çiftli şekilde yerleştirilmişti—yani toplamda sekiz konsol vardı.

Yerde, çoktan açılmış oyun paketleri, hazır noodle kutuları ve boş su şişeleri dağınık halde duruyordu. “Geniş” denilemeyecek kadar karışık ve dar bir oda. LED göstergelerden yayılan zayıf ışıklar dışında tek ışık kaynağı, perdelerle büyük oranda engellenmiş gün batımının loş parıltısıydı.

“…Nii, sen… iş bulmayacak mısın?”
“…Peki, sen neden okula gitmiyorsun, küçük kardeşim?”
“…”
“…”

Konuşma bu noktada bitti. İkisi de bir daha bu konuyu açmadı.

Büyük erkek kardeş—Sora. On sekiz yaşında. İşsiz, güçsüz. Bakir. Popüler değil. İnsanlarla iletişim kurmakta başarısız. Tam bir oyun manyağı. Giydiği basit tişört ve kot pantolon, dağınık saçlarıyla eve kapanan tipik bir otaku görüntüsü.

Küçük kız kardeş—Shiro. On yaşında. Okuldan kaytarıyor. Hiç arkadaşı yok. Horlanmış bir çocuk. Antrofobik*. Oyun manyağı. Erkek kardeşinden farklı olarak beyaz saçlı. Bu yüzden aralarında gerçekten kan bağı olup olmadığı sık sık sorgulanıyor. Uzun saçları yüzüne kadar sarkıyor ve her zaman okul üniforması giyiyor; çünkü okula transfer olduğundan beri başka bir kıyafet giymedi.

İşte bu ikisi 『   』.
Adları, Sora (空) ve Shiro (白) birleşiminden oluşuyor.
Boşluğun gerçek kimliği.

—Gerçek bu.

Ama herkes bilse bile, kimse kabul etmiyor. Bunun yerine şehir efsanesinin illüzyonuna sarılmayı tercih ediyorlar.


[Referanslar]

  1. “Rez”, “diriltme”nin kısaltmasıdır. Sora, Shiro’dan onu diriltmesini istiyor.
  2. Calorie Mate, enerji takviyesi sağlayan bir gıda markasıdır. (Çubuk, jel gibi çeşitleri vardır.)
  3. Sora burada Calorie Mate’in yüksek fiyatından şikâyet ediyor. (Yaklaşık 2 USD). Genellikle ucuz ramenle besleniyor.
  4. Tatami Hasırı, Japonya’da kullanılan geleneksel zemin paspasıdır. Odaların büyüklüğü de tatami ile ölçülür.
  5. Antrofobi, insanlardan korkma fobisidir.
Previous
Next
Reading Settings
18px
1.8

Reactions

0 reactions

0 comment

Sort

No comments yet. Be the first to comment!